İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın içinde, “İzin” geçen kelimeden 22 ayda ne kadar ve nerelerde kullandığına dair bir tarama yaptım. Cemil Tugay’ın “izin” kelimesini kaç kere kullandığına dair tam sayısal bir istatistik çıkarmak mümkün değil.
Sıkça görülen “İzin” kelimesinin özetle nerelerde kullanıldığına bakalım;
Su krizi ve DSİ ile yaşanan polemiklerde…
En az 6 farklı bağlamda dile getirilmiş. Su kuyuları açma, baraj yapımı ve deniz suyu arıtma tesisi ile ilgili çokça kullanılmış.
“DSİ şu anda yeni kuyular açmamıza izin vermiyor?”
Tabi sonra izin belgesi yayınlandı, Tugay boşa düştü!
Opera Binası İnşaatı: “Bakanlığa söylesenize izin versin biz de ihalesini yapalım… İzin versinler yeter bana. İzin yazısı gelmiyor!”
Tugay’ın ise 2026 bütçesinde kaynak ayırmadığına dikkat çekiliyor!
Cemil Tugay’ın Gazze ile Kardeş Şehir Protokolünde geçen bir cümle var; “Bugün de izin verseler gitmeye hazırım… Yasalar gereği Bakanlığın izni gerekiyor, izin vermiyorlar.” Gazze ile kardeş kent protokolü imzalamak ve bölgeye yardım götürmek için yasal onay beklediğini ifade ediyor.
Özellikle 2024 ve 2025 yaz aylarındaki yangınlar sırasında yetki tartışmaları yaşanıyor ve Tugay; “Bazı yerlere itfaiyenin girmesine izin vermiyorlar.” diyor.
İtfaiye Eri Alımı: Tugay, daha fazla itfaiye eri alımı için başvurduklarını ancak bir kısmına (son olarak 200 kişiye) onay verildiğini belirtiyor
Kredi Onayları: Yeni itfaiye araçları alımı için kredi sözleşmesi yaptıklarını ancak “onay sürecini beklediklerini” ifade ediyor.
Tugay kredi konularında “İzin” kelimesini sıkça kullanıyor!
Çankaya Katlı Otoparkı ile de izin, izin diyen Başkan Tugay’a her seferinde karşı bir cevap gelse de o hemen yeni bir argüman geliştiriyor. 17 aydır bir izin tartışması ile gündemden düşürülebilmiş değil!
Cemil Tugay’ın göreve gelmesinden bu yana;
Çöp/Atık Tesisi için yaklaşık 15+ kez,
Krediler/Finansman için 20+ kez,
Personel/İşçi alımı için 10+ kez,
Çankaya Otoparkı ve Opera Binası gibi spesifik yapılar için ise 10’dan fazla kez kamuoyu önünde “İzin vermiyorlar / İzin bekliyoruz” vurgusu yaptığı belirtiliyor.
Cemil Tugay, göreve geldiği günden bu yana ortalama haftada en az 2 veya 3 kez farklı platformlarda (Meclis, sosyal medya, basın bülteni, TV) “izin”, “onay” veya “engelleme” temalı cümleler kuruyor.
Peki neden bu kadar sık kullanıyor?
Cemil Tugay bu stratejiyle iki amaca hizmet ediyor:
Sorumluluk Paylaşımı: Şehirdeki aksaklıkların (çöp kokusu, trafik, körfez kirliliği) sadece belediyeden değil, merkezi hükümetin “engellemelerinden” kaynaklandığını halka anlatmak.
Siyaset Alanı Açmak: “Elim kolum bağlı” mesajı vererek, olası bir başarısızlık durumunda önceden savunma alanı oluşturmak.
Bu “izin” tartışmalarına karşı hükümet kanadından (Bakanlıklardan) gelen “Aslında biz izin verdik, onlar yapmıyor” şeklindeki belgeli yanıtları var.
AK Parti İzmir temsilcileri, Cemil Tugay’ın “İzin vermiyorlar” söylemine karşı genellikle “Yetki zaten sizde”, “Dosyanız eksik” veya “Onayı verdik, neden başlamadınız?” şeklinde yanıtlar veriyor.
Sonuç: Cemil Tugay bu durumu “İzmir’e özel bir ambargo” olarak nitelerken; merkezi hükümet temsilcileri bunu “beceriksizliğin kılıfı” veya “yasal prosedürlerin eksikliği” olarak tanımlıyor.
Vatandaş bunu nasıl değerlendirir?
İzmir kamuoyunda bu “izin” ve “engelleme” tartışmaları, şehre dair yerleşik siyasi kutuplaşmanın tam merkezinde yer alıyor. İzmir halkının bu söylemlere bakış açısı, genellikle ideolojik tercihlerle şekillense de son dönemde yaşanan somut sorunlar (körfez kokusu, yangınlar, trafik) nedeniyle seçmen nezdinde daha “sonuç odaklı” bir beklenti oluşmuş durumda.
İzmir kamuoyundaki algıyı şu üç ana grupta inceleyebiliriz:
Bu grup, Cemil Tugay’ın açıklamalarını haklı buluyor ve İzmir’in merkezi hükümet tarafından “cezalandırıldığına” inanıyor.
Algı: “Ankara, İzmir’e hak ettiği bütçeyi vermiyor, kredileri kasten bekletiyor ve belediyenin başarılı olmasını istemiyor.”
Dayanak: Geçmişte metro projeleri için beklenen imzaların yıllar sürmesi ve İzmir’in topladığı vergiye oranla aldığı kamu yatırımının düşüklüğü bu grubun en büyük argümanı.
Bu kesim, özellikle temel belediyecilik hizmetlerindeki (çöp toplama, koku, yol bakımı) aksamaların “izin” ile ilgisi olmadığını savunuyor.
Algı: “Sürekli ‘izin vermiyorlar’ denilerek beceriksizliklerin üstü örtülüyor. Komşu şehirlerde belediyeler nasıl yapıyor? Kendi bütçeni doğru yönetseydin.”
Dayanak: Körfez’deki balık ölümleri sonrası “Yetki bakanlıkta” denilmesine rağmen, arıtma tesislerinin (belediyenin sorumluluğunda) düzgün çalışmadığının belgelenmesi bu grubun elini güçlendirdi.
Anketlerde ve sosyal medyada sesi en çok çıkan grup burasıdır. Bu kitle, “kim haklı” sorusundan ziyade “sorun neden çözülmüyor” sorusuna odaklanıyor.
Algı: “İzin verilmiyorsa Ankara’ya gidip kapıda yatın, iş birliği yapın, kavga etmeyin, İzmir’i bu kokuya/çöpe mahkum etmeyin.”
Eleştiri: Cemil Tugay’ın her olumsuzlukta “izin” kartını çıkarması, bu kesimde bir süre sonra “yönetim zafiyeti” veya “heyecan eksikliği” olarak algılanmaya başlandı.
Cemil Tugay İçin Riskli Nokta
Cemil Tugay’ın selefi Tunç Soyer de benzer bir “engelleniyoruz” dili kullanıyordu. Ancak Tugay’ın bu söylemi henüz görevinin başında (ilk yılında) bu kadar yoğun kullanması, seçmende “Eski tas eski hamam mı devam edecek?” sorusunu doğurdu.
Halk nezdinde, Çankaya Otoparkı gibi somut bir binanın yıllarca atıl kalması veya çöp tesisi kurulmaması gibi konularda, “prosedürlerin” arkasına sığınılması bir süre sonra ikna ediciliğini yitirme riski taşıyor.
Oysaki Cemil Tugay Bakanlardan Mehmet Şimşek, Vedat Işıkhan, Murat Kurum ve diğerleri ile kapı arkası diplomasi ile yaptığı görüşmeler kamuoyuna olumlu ve sonuç odaklı yansıdı.
..
Ben de çözüm isteyenlerdenim.