
CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı, Mimar ve Yerel Yönetimler Uzmanı Erkut Tamay, İzmir genelindeki deprem ve acil durum toplanma alanlarının sahada yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, 30 ilçeyi kapsayan ortak bir afet standardı oluşturulmasını önerdi. Toplanma alanlarının yalnızca haritalarda gösterilmesinin yeterli olmadığını vurgulayan Tamay, su, aydınlatma, iletişim, tuvalet ve ilk yardım altyapısının hazır bulunması gerektiğini söyledi.
İzmir’in deprem gerçeğine karşı hazırlıklarının yalnızca yapıların dayanıklılığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Tamay, deprem sonrasında vatandaşların güvenli şekilde ulaşabileceği ve temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği alanların da kent güvenliğinin önemli bir parçası olduğunu kaydetti.
Mevcut deprem toplanma alanlarının sahada yeniden incelenmesi çağrısında bulunan Tamay, bu alanların afet anında gerçekten kullanılabilir durumda olması gerektiğine dikkat çekti.
Tamay, “Deprem toplanma alanını haritada göstermek, o alanı afete hazırlamak anlamına gelmez. Deprem olduğunda vatandaşımızın gideceği alanın gerçekten hazır olması gerekir. Su yoksa, aydınlatma yoksa, iletişim yoksa, tuvalet ve ilk yardım altyapısı yoksa o alanın sadece adının ‘toplanma alanı’ olması yeterli değildir” ifadelerini kullandı.
İzmir’in 30 ilçesindeki toplanma alanlarının ortak kriterlerle değerlendirilmesini isteyen Tamay, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, AFAD ve ilgili bakanlıkların katılımıyla “İzmir 30 İlçe Güvenli Afet Toplanma Alanları Eylem Planı” hazırlanmasını önerdi.
İlk aşamada kent genelindeki tüm toplanma alanlarının sahada incelenerek güncel bir envanter oluşturulması gerektiğini belirten Tamay, alanların kapasitesi, erişilebilirliği, altyapısı, mülkiyet durumu, ulaşım bağlantıları ve mevcut kullanım biçimlerinin değerlendirilmesini istedi.
Tamay ayrıca toplanma alanlarının “İlçe Afet Merkezi, Mahalle Afet Noktası ve Mikro Toplanma Noktası” şeklinde kademelendirilmesini önerdi. Uygun alanlarda içme suyu, enerji, aydınlatma, iletişim, şarj, tuvalet ve hijyen altyapısının yanı sıra ilk yardım ve acil durum ekipmanlarının hazır bulundurulması gerektiğini kaydetti.
Toplanma alanlarının kapasitesi ve sorumlu kurumunun açık biçimde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Tamay, vatandaşların kendi bölgelerindeki alanların konumu, kapasitesi ve mevcut durumu hakkında dijital ortamdan güncel bilgiye ulaşabilmesini istedi.
Alanların belirli aralıklarla denetlenmesi ve tespit edilen eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirten Tamay, İzmir genelinde ortak bir afet standardı oluşturulabileceğini ifade etti.
Tamay, “Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, AFAD ve ilgili bakanlıklar aynı masada buluşmalı. Bu konu siyasi tartışmaların üzerinde, doğrudan insan hayatıyla ilgili bir kent güvenliği meselesidir” dedi.
Park, meydan ve diğer kamusal açık alanların yalnızca afet anında kullanılacak boş alanlar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tamay, bu alanların günlük yaşam içindeki işlevleri korunarak afet koşullarına da hazırlanabileceğini söyledi.
Tamay, “Toplanma alanları kent yaşamının dışında, atıl alanlar olmak zorunda değil. Tam tersine; parklarımızı, meydanlarımızı ve kamusal alanlarımızı günlük yaşamda yaşayan, afet anında ise hızla güvenli toplanma ve koordinasyon merkezine dönüşen alanlar olarak tasarlayabiliriz” ifadelerini kullandı.
Afet dayanıklılığının kent planlamasının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini kaydeden Tamay, toplanma alanlarının önceden hazırlanmış bir afet altyapısının parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Afet hazırlıklarının yalnızca deprem sonrasındaki müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Tamay, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Deprem ne zaman olacak bilmiyoruz. Ama deprem olduğunda ne yapacağımızı bugün planlamak zorundayız. Artık bu konuda kararlı olunmalı. Toplanma alanları sadece haritada ve yazıda kalmamalı; gerçek anlamda afet altyapısının bir parçası haline getirilmelidir.”