
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, jeotermal enerji sektöründe planlama aşamasındaki yatırımların, mevcut mevzuat nedeniyle YEKDEM kapsamı dışında kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, 2026 yılının sektör için kritik bir eşik olduğuna dikkat çekti.
2025 yılı, jeotermal enerji sektöründe uzun süredir devam eden yatırım durgunluğunun sona erdiği bir yıl olarak geride kalırken, sektör 1.758 megavat (MW) kurulu güce ulaştı. Ancak en önemli sorun, planlanan yeni santral yatırımlarının Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamından yararlanamama ihtimali olarak öne çıkıyor.
1 Mayıs 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7189 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı’na göre, YEK Belgeli yenilenebilir enerji tesislerinin YEKDEM’den yararlanabilmesi için 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması gerekiyor. Bu sürenin, jeotermal yatırımların doğası gereği yetersiz kaldığını vurgulayan sektör temsilcileri, zaman kısıtı nedeniyle birçok yatırımın askıya alındığını belirtiyor.
Jeotermal Enerji Derneği Başkanı Ali Kındap, planlama aşamasındaki çok sayıda yatırımın mevzuattaki bu sınırlama nedeniyle bekleme sürecine girdiğini ifade ederek, bunun sektörün ivmelenmesinin önündeki en büyük engel olduğunu söyledi.
Türkiye’nin yaklaşık 122 bin MW seviyesindeki toplam kurulu gücü içinde, baz yük üretim yapabilen tek yenilenebilir kaynağın jeotermal enerji olduğuna dikkat çeken Kındap, son 15 yılda elde edilen başarının arkasında YEKDEM’in önemli bir payı bulunduğunu dile getirdi.
Jeotermal santrallerin yatırım maliyetlerinin rüzgâr ve güneş enerjisine kıyasla çok daha yüksek olduğunu belirten Kındap, megavat başına yatırım maliyetinin rüzgâr santrallerine göre en az üç kat fazla olduğunu kaydetti.
Lisans, izin, ruhsat, arazi temini, ÇED süreçleri, sondaj çalışmaları, kaynak verimliliğinin tespiti, santral inşası ve devreye alma aşamalarının en iyimser koşullarda en az beş yıl sürdüğünü vurgulayan Kındap, şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün yatırım kararı alınsa bile, santrallerin 2030 sonuna kadar devreye alınması teknik olarak mümkün görünmüyor. Bu belirsizlik ortamı, yatırımcıları doğal olarak beklemeye itiyor. Bu nedenle 2026 yılını, köprüden önceki son çıkış olarak görüyoruz. Bu yıl gerekli yasal düzenleme yapılmazsa, 2027 ve sonrasında tüm yatırım planlarının askıya alınması riski bulunuyor. Taleplerimizi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kamu otoritelerine ilettik. Basit bir mevzuat değişikliğiyle yatırımlar için öngörülebilirlik sağlanabilir.”
JED, santrallerin YEKDEM kapsamında üretim yapabilmesi için işletmeye alınma süresinin 2040 yılına uzatılmasını talep ediyor.
1 Mayıs 2023’te yapılan düzenleme ile jeotermal enerji yatırımlarında YEKDEM teşvik süresinin 10 yıldan 15 yıla çıkarıldığını hatırlatan Kındap, bu adımın sektör açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için jeotermal enerjide en az 10 bin MW kurulu gücün devreye alınması gerektiğini vurgulayan Kındap, zamanında yapılacak düzenlemelerin hem enerji arz güvenliği hem de iklim hedefleri açısından kritik rol oynayacağını ifade etti.