
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, yaptığı açıklamada, yaşanan panik ortamının, yurttaşların binalarına, zemine ve mevcut sisteme güven duymadığının açık bir göstergesi olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bilim insanlarının çalışmaları ve geçmiş tecrübeler, ülkemizde depremler karşısında yıkım eşiğinin hâlâ gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmadığını göstermektedir” denildi.
Özellikle İstanbul ve İzmir gibi büyük metropollerin, 6.5 ve üzeri büyüklükteki depremlerde ağır kayıplar yaşama riskinin yüksek olduğu vurgulandı. Açıklamada, ne merkezi hükümetin ne de yerel yönetimlerin kısa, orta veya uzun vadeli etkili planlamalar yapmadığına dikkat çekildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası, İzmir’deki risklere özel olarak dikkat çekti. Açıklamada, İzmir’deki acil toplanma alanlarının yeterliliği, altyapı tesislerinin dayanıklılığı ve afete hazırlık planlarının eksikliği sorgulandı. Şu sorular kamuoyunun gündemine getirildi:
Acil toplanma alanlarının sayısı ve erişilebilirliği yeterli mi?
Yurttaşlar afet anında nasıl hareket edeceklerini biliyor mu?
Acil durum tatbikatları düzenli yapılıyor mu?
Kritik altyapıların dayanıklılığı şeffaf bir şekilde açıklanıyor mu?
Açıklamada, “Deprem bir doğa olayıdır; afet ise kötü yönetimin, hazırlıksızlığın ve ihmallerin sonucudur” vurgusu yapıldı. Gelişmiş ülkelerde doğa olaylarının afete dönüşme oranının azaldığı, Türkiye’de ise özellikle yoksul kesimlerin hâlâ yüksek risk altında yaşadığı ifade edildi.
İzmir’de jeolojik ve jeoteknik mikrobölgeleme etütlerinin tam anlamıyla tamamlanmadığı ve bazı ilçe belediyelerinde halen jeoloji mühendisi bulunmadığı belirtildi. Ayrıca, zemin etütlerinin ve iyileştirme uygulamalarının denetlenemediği de raporlandı.
İzmir’in acil durum yönetimi konusunda ciddi eksiklikleri olduğu belirtilen açıklamada, acil durum planlarının kâğıt üzerinde kaldığı, halkın afet bilincinin yeterli seviyede olmadığı ifade edildi. Düzenli tatbikatların yapılmaması ve farkındalık çalışmalarının eksikliği, afet yönetim kapasitesini zayıflattığı bildirildi.
Öte yandan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde Afet İşleri Daire Başkanlığı ile Deprem ve Kentsel İyileştirme Dairesi’nin birleştirilmesi de eleştirildi. Uzmanlar, bu iki birimin ayrı tutulması ve afet yönetiminin daha profesyonel bir yapıya kavuşturulması gerektiğini savundu.
Açıklamada, 30 Ekim 2020 İzmir Depremi’nden bu yana afet yönetimi konusunda ilerleme kaydedilmediği de sert bir dille eleştirildi. Olası büyük bir depremin ardından krizlerin daha da derinleşmemesi için net bir iyileştirme ve yeniden inşa yol haritasının hazırlanmasının hayati önemde olduğu ifade edildi.