
İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği İzmir’de, kentin su, tarım ve üretim geleceği Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde ele alındı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı, su krizinin yalnızca teknik değil; toplumsal, ekonomik ve kalkınmaya ilişkin boyutlarıyla da tartışıldığı kritik bir buluşma oldu.
Toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, belediye bürokratları, akademisyenler, kooperatif temsilcileri, üreticiler ve ziraat odalarının temsilcileri katıldı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda, 100’e yakın üretici su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynakları, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişkiyi bütüncül bir yaklaşımla değerlendirdi.
Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının öngörülemeyecek ölçüde kurak geçtiğini vurgulayarak, su krizinin İzmir’in en acil meselesi haline geldiğini söyledi. Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor. Bu tabloyu yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla değiştiremeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artırmak zorundayız” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların artışına da vurgu yaptı.
Şebeke sistemlerinde kayıp-kaçağın tamamen sıfırlanmasının mümkün olmadığını belirten Başkan Tugay, İzmir’de kayıp-kaçak oranının yüzde 24,8 seviyesine düşürüldüğünü, bu oranı daha da azaltmak için sahada yoğun çalışma yürütüldüğünü ifade etti. Yanlış sulama ve bilinçsiz tarımsal uygulamaların toprak yapısını bozduğunu belirten Tugay, tuzlanma ve asitlenme riskine karşı uyarıda bulundu.
Su ve tarımın doğrudan kalkınma ile bağlantılı olduğunu dile getiren Tugay, üretimin sürekliliğinin hayati önem taşıdığını belirterek, “Tarım ve hayvancılık İzmir için vazgeçilmezdir. Çiftçimiz göz bebeğimizdir. Ancak üretirken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu.
Kalıcı çözüm için ortak akıl ve bilimin şart olduğunu vurgulayan Tugay, akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama teknikleri, sanayide su verimliliği ve alternatif su kaynaklarının birlikte değerlendirileceğini belirten Tugay, “Bu süreci ne belediye ne de tek bir kurum yönetebilir. Bu, İzmir’in ortak meselesidir” dedi.
Belediye kaynaklarının kullanımına da değinen Tugay, desteklerin halka ait kaynaklarla sağlandığını vurgulayarak, “Bu para İzmirlinin parasıdır. Bizim görevimiz, bu kaynağı doğru, adil ve verimli kullanmaktır. Sürdürülebilir ve samimi üretim yapan herkesin yanında oluruz” ifadelerini kullandı.
İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan ise İzmir’de günlük içme suyu tüketiminin 648 bin metreküp olduğunu belirterek, mevcut yüzeysel su kaynaklarının kritik seviyelere gerilediğini söyledi. İzmir’in içme suyunun yüzde 74’ünün yer altı sularından karşılandığını vurgulayan Erdoğan, yeni kuyu ve yenileme çalışmalarıyla saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyun sisteme kazandırıldığını açıkladı.
Erdoğan, kayıp-kaçak oranındaki her yüzde 1’lik düşüşün “yeni bir baraj” kadar değerli olduğuna dikkat çekerek, orta ve uzun vadede deniz suyu arıtma tesisleri gibi alternatif kaynakların da gündeme alınması gerektiğini ifade etti.
Toplantıda konuşan Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise iklim değişikliğinin geçici değil, yapısal bir dönüşüm yarattığını belirterek, önümüzdeki 15–20 yılda su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağı uyarısında bulundu. Havza bazlı, uzun vadeli ve bilimsel su yönetiminin zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
Toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona ererken, İzmir’de su krizine karşı ortak mücadele ve dayanışma mesajı öne çıktı.