
İzmir ve Manisa’nın ortak yürüttüğü bilimsel çalışma, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin hem su kaynakları hem de tarım alanları ile İzmir Körfezi üzerinde ciddi risk oluşturduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle yeraltı sularında oluşabilecek kirliliğin geri dönüşünün zor olduğuna dikkat çekti.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZSU ve MASKİ tarafından yürütülen izleme çalışmalarında, nehir ve yan kollarından düzenli olarak numune alınarak aylık raporlar hazırlanıyor. Elde edilen veriler, kirliliğin havza genelinde yaygın ve birikimli bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
2026 yılı başına ait raporlara göre, Gediz Nehri’nde toplam azot ve fosfor değerleri sınırların üzerinde ölçülürken su kalitesi “III. sınıf” seviyesinde belirlendi. Organik kirlilik göstergeleri ile bazı ağır metal değerlerinin de yüksek olduğu tespit edildi. Bu durum, sanayi, tarım ve evsel atık kaynaklı kirliliğin birlikte etkili olduğuna işaret ediyor.
Uzmanlar, Gediz Nehri’nin özellikle tarımsal sulamada kullanıldığı bölgelerde verim kaybı ve toprak bozulması riskinin arttığını belirtiyor. Kirliliğin, bitkilere doğrudan bulaşım ve toprakta birikim yoluyla uzun vadeli etkiler yaratabileceği ifade ediliyor.
Raporda, havzadaki kirliliğin başlıca nedenleri arasında sanayi deşarjları, tarımsal faaliyetlerde artan gübre kullanımı ve yetersiz atık su arıtma altyapısı gösterildi. Uzmanlar, özellikle endüstriyel kirliliğin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzman görüşlerine göre, yüzey sularındaki kirlilik zamanla iyileştirilebilirken, yeraltı suyuna karışan kirleticilerin temizlenmesi neredeyse imkânsız. Bu nedenle yeraltı suyu kirliliği en kritik risk olarak öne çıkıyor.
Yetkililer, Gediz Havzası’ndaki kirliliğin önlenmesi için kurumlar arası iş birliğinin yanı sıra toplumun da sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor. Alınacak önlemlerle nehrin birkaç yıl içinde toparlanabileceği ifade edilirken, gerekli adımların atılmaması halinde Gediz’in doğal yapısını kaybedebileceği uyarısı yapılıyor.