DOLAR
43,8321
EURO
51,7589
ALTIN
7.262,61
BIST
14.040,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Açık
13°C
İzmir
13°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
18°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
16°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
13°C
Cuma Açık
12°C

Egeli uzmanlardan Ramazan’da sağlıklı beslenme önerileri

Egeli uzmanlardan Ramazan’da sağlıklı beslenme önerileri
23.02.2026 12:45
A+
A-

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir ve Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Beslenme ve Diyetetik Hizmetleri Diyetisyeni Pınar Kocaağa, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte beslenme düzeninde meydana gelen köklü değişimlerin sağlık üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Uzmanlar; diyabet yönetiminden sahurda yapılan kritik hatalara, iftardaki “mola” sisteminden sıvı tüketimine kadar geniş bir yol haritası sunarak vatandaşları uyardı.

Orucun, hem ruhun hem de bedenin bir arınma metodu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir, “Oruçta, kronik hastalıklarda risk analizi profesyonelce yapılması gerekiyor. Oruç tutma kararı, riskli kişilerde tek başına alınmaması gereken bir karardır. Diyabetli bireylerde oruç; hipoglisemi, hiperglisemi ve dehidratasyon gibi ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Özellikle Tip 1 diyabetlilerde ketoasidoz koması gibi yaşamı tehdit eden tablolarla karşılaşabiliyoruz. İnsülin kullananlar, kan şekeri regülasyonu kötü olanlar, böbrek hastaları ve gebeler için oruç tutmak tıbbi açıdan riskli olabilir. Bu noktada Dünya Diyabet Federasyonu’nun (IDF) risk hesaplama araçlarını kullanarak hastalarımızı sınıflandırıyor ve tedavilerini buna göre planlıyoruz. Bu tür durumlarda oruç kararı hekim kontrolünde verilmelidir” diye konuştu.

“Sahura kalkmamak yapılan en büyük yanlış”

Beslenme düzeninin metabolizma üzerindeki etkilerine değinen Diyetisyen Pınar Kocaağa, “Sahur öğünü ve sıvı tüketimi kritik önemine sahiptir. Sahura kalkmamak en sık yapılan hatalardan biridir. Sahur kesinlikle yapılmalıdır. Özellikle yüksek yağlı ve şeker içeriği yüksek besinlerden kaçınılmalıdır. İdeal olan, klasik bir kahvaltı tabağı ile sahur yapmaktır. Ayrıca su tüketimini sadece sahur veya iftar anına sıkıştırmak yerine, iftar ile sahur arasına yayarak vücudun sıvı dengesini korumalıyız” dedi.

İdeal bir iftar sofrasının nasıl olması gerektiğini anlatan Pınar Kocaağa, “İftar mutlaka su ve mümkünse az miktarda hurma ile açılmalı, ardından bir kase çorba içilmelidir. Çorbadan sonra ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika beklenmelidir. Bu mola, tokluk sinyallerinin beyne ulaşmasını sağlar ve mideyi yormaz. Ana yemekte ise kızartma yerine az yağlı sebze veya et yemekleri tercih edilmelidir. Lif kaynağı olan salata, yoğurt ve ayran sofradan eksik edilmemelidir. Tatlı olarak ise ağır hamur tatlıları yerine meyve veya sütlü tatlılar tercih edilmelidir” diye konuştu.

“Hareket yaşamın bir parçası olmalı”

Ramazan ayı boyunca fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatan uzmanlar, hareketin her türünün metabolizmayı korumak adına yaşamın bir parçası olmaya devam etmesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir ve Diyetisyen Pınar Kocaağa, özellikle iftar sonrası yapılacak hafif tempolu yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağı ve genel sağlık durumunu olumlu etkileyeceği konusunda ortak vurgu yaptı.

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.