
Her gün tükettiğimiz gıdaların arkasındaki büyük tehlikenin farkında mıyız? Ege Üniversitesi’nden gelen son açıklamalar, tarımda ve mutfağımızda bildiğimiz tüm doğruları tersyüz edecek cinsten. Meğer sessiz sedasız büyük bir krizin eşiğine sürükleniyormuşuz!
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hakan Çakıcı, gıda güvenliğimizi doğrudan tehdit eden gizli tehlikeyi ve Türkiye’nin tarımdaki en hassas noktasını ilk kez bu kadar net rakamlarla gözler önüne serdi. İşte detaylar…
Türkiye’nin yıllık ortalama 6,5 milyon ton gübre tükettiğini belirten Dr. Çakıcı, çarpıcı bir gerçeği itiraf etti: Türkiye, tarımın en temel can damarı olan gübre hammaddesinde %90 oranında dışa bağımlı!
Üstelik fabrikalarımız tam kapasite çalışsa bu ihtiyacı karşılayabilecek güçteyken, küresel krizler ve enerji maliyetleri yüzünden sadece %60 kapasiteyle çalışabiliyor. Fosfat, potasyum ve doğal gaz gibi temel girdilerde tamamen dışarıya bağlı olmamız, küresel bir krizde doğrudan mutfağımızı, yani gıda fiyatlarını vuruyor!
Halk arasında “ne kadar çok gübre, o kadar çok ürün” algısının tamamen bir safsata olduğunu belirten Egeli bilim insanı, asıl tehlikenin bilinçsiz kullanım olduğunu vurguladı. Dr. Çakıcı’nın şu sözleri ise kelimenin tam anlamıyla tüyler ürpertiyor:
“Türkiye’de bazı bölgelerde yetersiz gübre kullanılırken, bazı bölgelerde ise aşırıya kaçılıyor. Özellikle %50’nin üzerinde tüketilen azotlu gübrelerin yanlış kullanımı, yeraltı sularımızın kirlenmesine ve sera gazı salınımına yol açıyor. Bu durum hem toprağı hem de halk sağlığını doğrudan tehdit ediyor!”
Peki, bu kimyasal kirlilikten ve gıdalardaki istenmeyen kalıntılardan kurtulmanın bir yolu yok mu? Dr. Çakıcı’ya göre formül basit ama hayati: Toprak analizi ve bilimsel yöntemler.
Sadece kimyasal katkılarla toprağı doyurmaya çalışmanın bir sonu olmadığını belirten Dr. Çakıcı, tarımda devrim sayılacak yeni nesil teknolojilere dikkat çekti. Toprağın yapısını iyileştiren organik, organomineral ve mikrobiyel gübrelere geçilmesinin şart olduğunu belirten Çakıcı, toprağın kendi özünde var olan ama bitkinin alamadığı besinleri uyandırmamız gerektiğini ifade etti.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi olarak “gıda güvenliği” prensibiyle tohumdan sofraya uzanan zinciri korumak için 9 bölümle birden sahada olduklarını belirten Dr. Çakıcı, müjdeyi verdi: Organik tarım, iyi tarım uygulamaları ve onarıcı (rejeneratif) tarım sistemleri için dev projeler yolda!
Ancak bilim insanlarının bu hayati uyarılarının ve akademik bilgilerin acilen çiftçiye ulaştırılması, devlet destekleriyle birleştirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bitkilerin de tıpkı insanlar gibi doğru beslenememesi, gelecekte tabağımıza gelecek gıdaların hem daha pahalı hem de daha tehlikeli olmasına yol açabilir!