
Ege Üniversitesi, Türkiye’nin güneyindeki stratejik gelişmeler ve Suriye Türkmenlerinin geleceğine dair kritik bir paneli ağırladı. EÜ Kültür Sanat Evi’nde, Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Güneyinde Güncel Gelişmeler ve Suriye Türklerinin Önemi” başlıklı etkinlik, akademisyenler ve öğrencilerin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi.
Panelde, Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hanefi Palabıyık ve EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Abdullah Temizkan’ın yanı sıra, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur ve Suriyeli Türkmen Dernekler Federasyonu Başkanı ve Halep Milletvekili Dr. Tarık Sülo Cevizci konuşmacı olarak yer aldı. Oturum başkanlığını ise Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Atıf Akgün üstlendi.
Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Hanefi Palabıyık, Suriye’deki yeni yapılanma sürecinde Türkmenlerin önemine dikkat çekti. Palabıyık, “Suriye’deki yeni devlet yapılanmasında Türkmenlerin kurucu unsur olarak tanınması gerekiyor. Siyasi ve kültürel haklarının korunması, eğitim ve temsil taleplerinin yerine getirilmesi hem kimlik hem de ilerideki siyasi güç paylaşımı açısından kritik öneme sahiptir” dedi.
Türkmen bölgelerindeki güvenlik ve kalkınma projelerinin hayati önem taşıdığına vurgu yapan Palabıyık, “Bayırbucak ve Halep gibi yoğun Türkmen nüfusunun yaşadığı bölgelerde güvenliğin Türkler tarafından sağlanması ve geri dönüşlerin kalıcı olması için tarım, ticaret ve altyapı projelerine hız verilmelidir” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Suriye topraklarındaki Türk varlığının Malazgirt öncesine ve Selçuklu dönemine kadar uzandığını belirtti. Okur, “Suriye’nin kuzeyinde Türkmen yerleşimleri Selçuklular döneminde yoğunlaşmıştır. Osmanlı dönemi ise bölgede ayrı bir sayfa açmıştır. Türkmenler, hac yollarının kesiştiği bu kritik coğrafyada özel misyonlarla iskân edilmiştir. Güney sınırlarımız, Türkmen Dağı’ndan Lübnan ve Golan’a kadar uzanan güçlü bir Türkmen varlığı ile şekilleniyor” dedi.
Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan kimlik mühendisliğine de değinen Okur, “Eski kimliklere yeni ve çatışmacı anlamlar yüklenerek bölge enerjisi tüketilmeye çalışılmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Dr. Tarık Sülo Cevizci, Suriye’de yaklaşık 3,5 milyon Türkün yaşadığını belirterek, “Baas rejimi ve önceki yönetimler Türk varlığını silmeye çalıştı, ancak araştırmalarımız nüfusun önemli bir kısmının hâlâ Anadolu Türkçesi ile aynı dili konuştuğunu gösteriyor. Artık yeni bir yapı ve söylemle Şam merkezli çalışıyoruz. Parlamento seçimlerinde Türkmen kökenli milletvekili sayımızı artırmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin sürece katkısıyla Suriye’deki Türkmen varlığını güçlendirmek için tüm gücümüzle gayret göstereceğiz” diye konuştu.