Belli bir süredir dikkatimi çeken bir husus var.
Adalet, İstatistik, Milli Eğitim, Güvenlik, Ekonomi, Sağlık, Ordu vb. ilgili kurumlarımız ve bakanlıkları ile devamlı uğraşan, bazen muhalefetin başı çektiği gurup ve siyasiler var.
Çeşitli zamanlarda hoş yakıştırmalar da yapıp “sivil itaatsizlik” demokratik haktır diyerek, kulp da takıyorlar.
Bu bakanlıklar ve kurumlar, devletin değil mi? Acaba asıl amaçları bu yolla devletimizi yıpratmak mı? Diye düşünsem de, ”yok öyle olamaz” diyorum.
Ülkemizde hükümeti tenkit edebilirsiniz. En doğal haktır.
Demokrasilerin vazgeçilemez kurumlarından olan siyasi partilerin başkanları ve yetkilileri, milletvekilleri, bunu yapmak hakkı ve görevi olanlardır.
Hatta yasaların öngördüğü şekilde sade vatandaşlar da bu hakkı Anayasa güvencesiyle kullanabilir.
Yıprattığımız kurumlar, Anayasa gereği kurulmuşlardır.
Bir eksiklik veya yanlış uygulama varsa miting yapılıp, kapısı basılıp, gösteriler yapılacak olan yerler, sistemin kurduğu kurumlar, hiçbir zaman olmamalıdır.
Yoksa, uygulamada hatası veya eksiği olduğunu iddia ettiğiniz konularda, kişiler mi size göre suçludur?
Gerçi bazen o kurumlardaki bürokratların da ismini vererek yasalara da karşı gelen tutumlarınızı görüyordunuz.
Adalet kurumları buna seyirci kalmayıp (görevi gereği) işlem yaptıklarında da yine sokağı göstermek, kurumları işaret etmek hiçte hoş olmuyor.
Son olarak somut bir örnek;
Anayasa Mahkemesi karar vermiş.
Hayvanlar ile ilgili yasanın iptalini isteyen CHP müracaatını red etmiş.
Haydi, mahkeme önüne gidip protestolar. Arkasından liderlerinin biz bu yasayı uygulamayacağız beyanatları.
Her beğenmediğimiz yasa için bunu yapmak usule ve kurallar ile yasalara uygun hak mıdır?
Ne yani, ben bunu beğenmedim, tanımıyorum hakkını bu gibiler kimden ve nereden alıyorlar?
Merak etmiyor değilim.
Ülkemizi yabancı ülkelere şikayet ederek, yasalara karşı gelmeyi teşvik ederek hayırlı bir işyaptıklarını sananlar, yanlış yapıyorlar.
Halbuki onlardan beklenen istikrar, güven ve birlikteliği bozmadan ayrıştırmadan iyi muhalefet yapmalarıdır.
Siyasette işin en kolay yönü İktidarları eleştirmektir. (bu iş zaten görevidir)
Çünkü iktidar yıpranmaya mahkumdur. Muhakkak az çok da olsa memnuniyetsiz insanımızın olması da doğaldır.
Fakat…
Heyben dolu olursa, yeterli ve geçerli muhalefet olursun.
Eksik ve yanlış gördüğünün yerine önerdiğin projen olacak.
O da yetmez, yapabileceğine vatandaşı inandıracaksın.
Hani, o özenle, gıptayla sizin önerdiğiniz Demokrasilerde, muhalefet böyle oluyor..
Onlarda yalan ile algı ile siyaset yapanlara da vatandaşları pirim de, oy da vermiyorlar mı? Evet vermiyorlar.
Neden mi?
Ülke yönetmenin lafla değil, icraatla olacağını biliyorlar.
Şimdi gelelim bizim vatandaşımızın ferasetine..
Batı insanından biz aşağıda mıyız ki?
Haşaa..
Uzun yıllardır vatandaşımız, sandıkta bunu zaten ispatlamıyor mu?
Yüce Atatürk.
Ey Türk Milleti!
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Demedi mi?
Türk Milleti,
Yüce ATATÜRK’ÜN bu sözlerini defalarca Cumhuriyetimizin ilk yüzyılında da, İkinci Yüzyılında da ispatladı. Bugün de.
Azim, kararlılık ve güçlü ordusuyla. Büyüyen ekonomisi ve en önemlisi de insan kaynağı ile buna hazır olduğunu tüm dünya aleme gösteriyor.
Siyaset, devleti Yönetenlerin, iktidarıyla ve muhalefetiyle, seçimler vasıtasıyla belirlenmesine vesiledir. Değişime açıktır.
Esas olan.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
DEVLETİMİZİN
İLELEBED VAROLUŞUDUR