Şehirlerin yönetimini kimin yapması iyi olur?
Adaylar bu demokratik yarış için ortaya çıktılar. Tanıtımlarını biz şehirlerde yaşayan hemşehrilerine yapıyorlar.
Kimi projelerini açıklıyor, en iyisini ben yapabilirim diye iddia ediyor.
Kimi “Benim projem yok diyor. “Ne lazımsa ben yaparım ağbi” modunda.
Gülmeyin! Bu seçim öncesi bunu da gördük.(Bknz. Ankara Adayı Mansur Yavaş)
Bazıları ise sanki Türkiye’yi yönetecek. Daha üst perdeden atıp, yereli es geçiyor.
Talip olduğu şehrin sorunları onu kesmiyor.
Yolu, Trafiği, ulaşımı, sosyal yaşamı, afeti, bayramı seyranı, acısı, tatlısı..
Geçin bunları, bana hafif kalır egosunda.
Sanki hala Cumhurbaşkanı seçiminde kalmış gibi.
Bazıları da parti içi post kavgasında. Hala kurultaylarında kalmışlar.
Onlar için önemli olan liyakat sahibi aday ikinci planda.
Aday kendi parti içi yandaşı olsun. Kazanırsa maddi manevi buradan rantları kendi gurubuna devşirme peşinde.
Eeee. İşte bunun adı demokratik yerel yarış.
31 Mart’a daha epeyce süre var, daha da neler göreceğiz bilinmez.
Ama değişmeyen bir gerçek var.
Oynanan bu iki perdelik tiyatro oyununu şehirlerin halkı seçmenler görüyor.
Her zamanki gibi sandığa gidip hür iradesiyle kararını verecektir.
Sizler inanmayın “odun koysak alırız”” elbisesini assak alırız” laflarına.
Sanki insanlar şöminesine, sobasına yakıt seçecek. Eskiciden ceket alacak.
Şehrinin belediye hizmetlerini en iyi kimin yapabileceğine,
Sandıktan kimin çıkacağına en doğru kararı onlar verecekler.
Oldu da algı ile son seçimde yanıldı diyelim.
Beş yılda denedi gördü ve yaşadı. ”Takke düştü kel göründü”
Bu 31 Mart yerel seçimlerinin yanlışını düzeltme fırsatı seçimi olduğunu çok iyi biliyor.
Demokrasinin bu olduğunu 100 yıllık deneyiminden biliyor.
Yapamayanı değiştir. Kuralı olduğunu biliyor.
Geçen beş yılın icraatına bakarak başarısızlara ceza keseceğini ben şahsen umuyorum.
Çünkü vatandaşımın faziletine ve sağ duyusuna güveniyorum.
Daha gösteri yeni başlıyor.
Son bir ay kaldı. Dolu dolu
Mart ayı.
Bakalım kimi titretip kimi ısıtacak…
Kimlere küreklerini yaktıracak.