Bir köşe yazımda İzmir’in 3 temel sorununu ‘3K’ olarak kodlamış; Konut, Koku, Korna diye yazmıştım.
İzmir Büyükşehir AK Parti Belediye Başkanı Hamza Dağ da bir açıklamasında sorunları; Konut, Kentsel dönüşüm, Körfez ile alt yapı ve Trafik olarak vurgulamıştı.
Daha fazla projelerle kafa karıştırmaya gerek yok. 1453 proje, 1071 proje demeyin artık.
Hamza Dağ, Şubat’ta tüm projelerini açıklayacağını duyurdu. Doğrusu merak ediyorum. O da, aynı yanlışlığa düşüp, proje enflasyonu(!) mu yaşatacak?
***
Uzmanlar uyarıyor. Deprem hep kapımızda. Yapıların neredeyse yüzde 70’i çürük. Ya güçlendirilmesi gerekiyor ya da dönüşüm. Konut yetersizliği da cabası. Kira fiyatlarının önüne geçmek için kooperatif modeli teşvik edilmeli. TOKİ daha fazla İzmir için proje üretmeli. Evka-Egekent’ler gibi yerel yönetim destekli projelerle yeni yerleşim alanları açarak konut ihtiyacı giderilmelidir.
Körfez ve alt yapı eksikliği gün gibi ortada. 30 yıldır yerel yönetimlerde sol partiler iktidarda; koku ve yağmur taşkınlarının önüne geçilemedi. Kemeraltı’nda kazı sırasında ortaya çıkan 100 yıllık borular, bu kentin alt yapısına ne kadar önem verildiğini göstermeye yetiyor. Su kaçaklarının faturası vatandaştan çıkarılıyor. Türkiye’nin en pahalı içme suyunu İzmir kullanıyor. Kullandığı suyun fiyatının bir mislini de belediyelere ödemek zorunda bırakılıyor.
Kent trafiği artık günün her saati keşmekeş! Yeni ana yollar, yan yollar, battı-çıktılar açılmıyor. Yollar çukurlardan geçilmiyor. Araç sahipleri tamirhanelerden çıkamaz oldu. Trafik lambaları düzeni sağlamaya yetmiyor çünkü; araç akışına göre düzenlenmemiş.
***
Yılların kangren sorunlarını çözmeye 5 yıl yeter mi bilmiyorum ama AK Parti’nin açıklayacağı yerel yönetimlere yönelik yol haritasının tamamı İzmir’e uymaya bilir. O yüzden, İzmir çok özel tutulmalı.
Ne İstanbul’a ne Ankara’ya benzer. Sosyal belediyeciliğin bu kente en uygun hali vatandaşı dinlemek. Onlara sormak. Anketi belediye yapsın. Katılım için vatandaşı ödüllendirsin. O zaman gerçek ihtiyaçlara yönelik bir çalışma sergilensin.
Belediye bakkallık yapamaz, yapmamalı. Esnafla rekabet olmaz. Halka şirin görünmek adına fırın da açmamalı. Herkes işini yapmalı. Geri planda esnafın, üreticinin temel ihtiyaçlarını gidermektir önemli olan.
Vatandaşa da ayni ve nakdi yardımları doğrudan yapmanın yollarına başvurulmalı. Ulaşımda, su, elektrik ve doğal gazda sıkıntılar sosyal belediyecilik anlayışı ile çözülmelidir.
Şehr-i emini anlayışı; herkesin reisi olmaktır. Emeklinin, öğrencinin, işçinin, esnafın, tüccarın, köylünün, çocukların, kadınların, hasılı kent insanının başkanı olmaktır.
Başkan, halkla hep iç içe olmalıdır. Başkan her şeyi bilemez. Bileni bilir, bulur, ekip kurar, çalıştırır.
Başkan uzlaştırmacıdır. Belediye içinde bunun birimini kurar. İş mahkemeye gitmeden belediye birimi bunu çözer.
***
AK Parti ve İYİ Parti Büyükşehir adayları sahaya indi. CHP maalesef aday sorununu çözemedi.
İYİ Parti İzmir’de teşkilat sorunları yüzünden daha adayın tanınırlığını sağlayamadı. CHP ise aday belli olsa bile çok gerilerden bu maratona başlamış olacak. Bu sefer muhalif adaylar CHP için kolay lokma değil. Üstüne yıpranmışlık var.
AK Parti, -bazı çevrelerin de hakkı teslim ettiği şekilde- teşkilattan Hamza Dağ’ı aday göstererek doğru bir iş yaptı. 12 yıllık vekillik yapmış İzmir’in her köşesinde izi olan biriyle yola çıkan AK Parti, bu kez algılara bakmadan, savunmada kalmadan, seçmene odaklı bir seçim kampanyasının da sinyallerini Dağ’la verdi. ‘Beni hiçbir tartışmanın içinde bulamayacaksınız.’ Diyen Hamza Dağ, önüne bakacak, yapacaklarını anlatacak, bol bol halkla kucaklaşacak, her kesime gidecek, sokaktan çıkmayacak.
Bu arada, bazı endişelerimin olduğunu hatırlatmadan edemeyeceğim. Bunu da diğer yazılarımda kaleme almayı düşünüyorum.
Kalın sağlıcakla..