İki duayen İzmirli gazetecinin sosyal medyada sohbetini dinledim.
Birisi, İzmir ile ilgili tespit ve araştırmalarını açıkladı.
İzmir körfezindeki canlı hayatın bittiğinden bahisle, aslında sorunun rahmetli İzmirli Başkan
Piriştina ve Genel Sekreter Hasan Mani zamanında başladığından bahis etti.
Yanlış projeye çevrilen arıtma sistemi falan diye.
Değerli Izmirliler Rahmetli Piriştina zamanında bitirilen arıtma, bittikten iki yıl sonra, körfezde balıkların yaşamasını ve temizlenmesini sağladı.
O pis koku yoktu.
O güne göre proje başarılı olmuştu.
30 yıldır devamlı iktidar olan belediyede partidaş başkan ve yetkililer bu arıtmanın devamı, bakımını tam yapmadılar.
Yirmi yıl sonra bile kapasite aynı kaldı.
Ara ara körfeze atıkları bırakmak zorunda kalmaları da yetersizlikten oldu. Zaten kapasiteyi de artırmayınca mevcut arıtma da yetersiz kaldı.
Sonrasında,
Körfezin ruhuna Fatiha..
Yine başa döndük.
Balık ölümleri ve kokuşmuşluk tekrarlandı.
Araştırmacı gazeteci İzmir’de vatandaşın algısının hükümet İzmir’e yardım etmiyor ve yerel yönetimi engelliyor mu diye ölçmüşler. Böyle düşünen İzmirlilerin yüzde 65 olduğunu söylüyor.
Bana göre de bu anket doğrudur.
Zaten yerel seçim sonuçları da bunu gösteriyor.
Bir de geri kalan yüzde 30/35 in algısını ben izah etmeye çalışayım.
“Bu yerel yöneticiler aslında gereken yatırımları yapamayan, ileriyi göremeyen ve kısır kadro kavgalarıyla dönemini dolduran ayni partinin başkanlarıdır. ”Aynı zamanda birbirlerine rakip halef selef başkanlar, devamlı didişmekten İzmir’e hizmet yapamayan heykel, konser, festival belediyeciliği ile şehrini, algı ve medya desteği ile götüren anlayıştalar.
Diye kabul eden yüzde 30/35 oranında da İzmirli var.
Fakat bana göre ise;
Yüzde yüz oranında ise İzmir’in menfaati için birlikte görüş oluşturamayan ve yerelde seçiminde devamlı hata yapan Izmirli hemşehrilerimiz var.
Tabii ki sandıktan çıkan Izmirli’nin tercihidir.
Ona saygılıyız.
Hemşerilerimizin ekseriyeti seçti ve başkanlar bizi idare ediyorlar.
İzmirli yönetici ve sivil toplum önderlerinin birlikteliği.
Zaman zaman birlikte hareket edilmiş ve yıllardır birikmiş yarım kalmış altyapı, kamu yatırımları Ankara hükümetine anlatılmış dönemlerimiz var.
O zaman İzmir kazandı.
Adliye Sarayı, yirmi yıllık sürünceme bitti. Çevre yolu bitirildi. Yarım, hatta başlangıçta olan barajlar bitti. İçme suyu projesi en az 40/50 yılı karşılayan su işi bitirildi.
İzmir-İstanbul otoyolu, İzmir Çanakkale otoyolu, Sabuncubeli tüneli, Belkahve tüneli, Ankara yolu Turgutlu güzergahı, Adnan Menderes Uluslararası Hava alanı .
Bunların tamamı devletin, Ankara’nın İzmir’e katkısıydı.
Nasıl sağladık?
Dönemin valisi, belediye başkanı, STK Başkanları, iktidar partisi Mv. Ve teşkilatı hep birlikte başarıldı. Birlikte Başbakana gidip İzmir için istedik.
Şimdi sorum şu;
Aslında istemesini usulüne uygun olarak bilen, birlikte hareket etmesini beceren, Izmirli yöneticilerin başarısı mı?
Yoksa istenileni makul ve yerinde görüp İzmirliye her zaman önem veren iktidarın başarısı mı?
İşte bu sorularıma İzmirli hemşerilerim doğru cevabı bulduklarında, İzmir sıkıntılarından kurtulur.
Son istatistiklerde İzmir’imizin üçüncü büyüklüğünü nüfus ve ekonomik olarak arkadan gelen Bursa ve Antalya sıkıştırıyor.
Egenin incisi, Doğunun batıya açılan ışıklı penceresi İzmir. Korkarım, eski parlaklığını yitiriyor.
Yapacağımız nedir derseniz?
Bana göre Tek çaremiz,
OLGULARIN MEDYATİK ALGILARI YENMESİNİ BEKLEMEK.