Türk Demokrasi Tarihi’nin en kara günüdür. Halkın teveccühü ile iktidara gelen ve üç kez arka arkaya iktidar olan ve tek parti sultasını yıkan demokrasi kahramanı ALİ ADNAN ERTEKİN MENDERES yani bilinen adıyla ADNAN MENDERES’İN İdam edildiği gün 17 Eylül 1961…
38 kişilik MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ aldığı kararla halkın seçtiği başbakanı olmadık davalarla yargılamış ve ADNAN MENDERES’İ 17 Eylül 1961 ‘de asarak infaz etmiştir. Yüzkarası 60 darbesi cumhuriyeti ve demokrasiyi ayaklar altına almıştır. ABD Türkiye’de her 10 yılda darbe planlamakta ve bunu yerli işbirlikçileriyle sahneye koymakta..
27 Mayıslar , 12 Martlar , 12 Eylüller. 28 Şubatlar ve 15 Temmuzlar hep bunun tezahürüdür…
Ne yazık ki darbeler ülke gündeminden çıkarılamamıştır. 15 Temmuz halk ayaklanmasıyla demokrasinin gücüyle bertaraf edilmiştir…
MENDERES’İN SUÇU NEYDİ?
Ezan 18 Temmuz 1932’de alınan kararla Türkçe okunmaya başlanmış ve 18 yıl Türkçe okunmuştur. 18 yıl sonra Menderes çıkmış ve 16 Haziran 1950’den itibaren ezan aslına, orijinal haline döndürülmüştür. Darbeciler bunun rövanşını almış ve bence bu yüzden Menderes, Zorlu ve Polatkan katledilmişlerdir. Hiçbir suçu günahı olmayan ve halkın oylarıyla seçilmiş siyasileri askeri darbelerle yok etmek hangi vicdanın ürünüdür? Yazıklar olsun…
17 EYLÜL 1961
Menderes idam edilecektir. İdamından 4,5 saat önce doktorlar MENDERES’e “sağlamdır, asılabilir” raporu vermek üzereyken SEDAT TAVAT adlı vicdansız doktor, “Bir de prostatınıza bakalım” deyip zorla prostat muayenesi yani taciz ve eziyet etmiştir. Sanki prostatı olsa asmaktan vazgeçeceklerdi…Bunun adı eziyet ve işkenceydi..
Adnan Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı rahmetle işkenceci doktor Sedat Tavat’ı da lanetle anıyoruz.
Menderes için Necip Fazıl Kısakürek şu şiiri yazarak milletin gönlüne su serpmiştir.
Zeybeğin Ölümü – Necip Fazıl Kısakürek
(Adnan Menderesin İdamı Üzerine Üstad Bu Şiiri Kaleme Almıştır)
Zeybeğimi bir kaç kızan, vurdular
Çukurda üstüne taş doldurdular
Ya bir de kalkarsa diye kurdular
Zeybeğim Zeybeğim ne oldu sana
Allah deyip şöyle bir doğrulsana!
Zeybeğim kalkamaz dirilemez mi?
Odası mühürlü girilemez mi?
Şu ters akan sular çevrilemez mi?
Ne güne dek böyle gider bu devran
Zeybeğim bir sel ol bir çığ ol davran!
Kır at zincirlenmiş ufuk sahipsiz
Han kayıp hancı yok konuk sahipsiz
Baş köşede sırma koltuk sahipsiz
Kızanlar, dört yandan hep abandınız!
Zeybeğin kanına ekmek bandınız!
Bilemem susarak ölmek mi hüner?
Lisan çıldırıyor dil nasıl döner?
Ondan son iz uzak, uzak bir fener
Öldü mü? Çatlarım yine inanmam!
Diriye yanarım ölüye yanmam!
Zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne?
Tesbihi dökülmüş aranır nine
Balonu yok ağlar çocuk haline
Zeybeğim; dünyayı aldın götürdün
Bir öldün beni de binbir öldürdün!
Beyni tırmık tırmık pençelere sor!
Mevsim niçin ölgün bahçelere sor!
Sor; çukuru nerde, serçelere sor!
Ağla, bir dinmeyen hasrete ağla
Zeybeksiz yolları gözetle ağla! ….
Necip Fazıl Kısakürek
1964
Bu idamda cehepe ınönü parmağı var. Lanet olsun