Vatandaşın. Cebini yakan iç piyasadaki kuralları rafa kaldıran bir piyasa süregeliyor.
Bunun önlenmesi tabii ki şart.
Tarım ürünleri ticareti ve ihracatını yapan, 40 yıl piyasa içinde olan bir tüccardım.
Masanın her tarafında yıllarca görevde bulunmuş, milletvekilliği de yapmış bir kişi olarak, gelinen bu duruma, vahşi ve ahlaki olmayan piyasa oluşmasına şaşırıyorum.
Ticari ahlakı sıfırlayanları gördükçe toplumun katmanlarındaki vicdan körelmesine üzülüyorum.
Bize büyüklerimizin öğrettiği ahilik ruhunun, ticarette söz senettir lafının yok oluşuna inanamıyorum.
Uygulanmakta olan ekonomik düzen ve serbest piyasa koşullarında polisiye tedbirle enflasyon düşmez denir. Doğru,
Tamam da, bir miktarına katılıyorum.
Fakat eşit olmayan koşulları oluşturup kendi kuralını koyan piyasa erbaplarına da mali ve polisiye (MASAK) kontrol ve işlemleri şart. Ülkesine, vatandaşına acımayana, devlet acımamalı.
Böylece dürüst çalışan esnaf ve ticaret erbabını da devlet korumuş olur.
Birde Devlet eliyle koruma var.
Yersiz teşvikler ve uygulamalardaki boşlukları kullananların önüne geçilip vergi kayıpları acil önlenmeli.
Ünlü sözdür. ”Hep kümesteki kazları yolmak bir gün onları bitirir.” Onun için , kümese tabir caizse “yeni kazlar katmak lazım”
Birçok sektörde vergi kaçağı aşırı zenginleşmeye ve vatandaş arasında göze batıp kötü örnek olmayı çoktan aştı.
Sosyal dengesizlik, aşırı gösteriş, havada kazanımı tavada yeme
durumu. Ahlakı da bozdu.
Kayıtsız kaçak ticaret.
Belki ekonominin hareketli olmasına sebep oluyor fakat tahribatı da kutuplaşma ve mafyalaşmadan sokak hareketine hatta cezaevlerine kadar ulaşıyor.
Burada Vergi vermeyen sektörler var. Pek üstünde durulmayan, çok küçümsenen onlarca sektörü yazabilirim.
Ama gerek yok.
Bilmesi gerekenlerin bu sektörleri ve kalemleri tahmin ettiğini hatta bildiğini düşünüyorum.
Fakat Maliye teşkilatı daha garanti diye kaynakta kesilen vasıtalı vergileri daha cazip görüyor.
KDV’nin hem oranları hem de tahsilinin gözden geçirilmesi şart gibi.
Piyasaların kendi rekabet koşulları içinde işlemesinin de devlet denetimi ile
Sağlanması keyfi zamların önünü alabilecektir.
Bazı sektörlerde (üretimini yapanların nispeten az olan fakat hacmi çok büyük sektör ürünleri)
Kendi aralarında Anlaşmalı fiyatlarla rekabeti ortadan kaldırdıkları hep söylenmekte. Kartel oluşturuyorlar.
Birde halkın çok şikayetçi olduğu, günlük kullanımı bugünün şartlarında ve çok olan ,gıda maddelerindeki fiyat artışları var.
Bunlarla ilgili hakiki maliyet, satış fiyatı ve ortaya çıkan yüksek karın, devletten kaçırılmadan vergilendirilmesi çok önemli.
Yanlış anlaşılmasın.
Tarım ürünü üreten çiftçimizden devlet gelir vergisi almıyor.
Bilakis birçok girdi de ve çeşitli konularda karşılıksız yardım da yapıyor.
Bunu devamlı yapmak zorunda.
“Köylü milletin efendisidir” sözünü söyleyen Yüce Atatürk
bu tanımlaması ne kadar ileri görüş.
Çiftçilik en zor işlerin başında gelir.
Her şeyden etkilenen, toprakla, iklimle, zararlıyla birçok sorunlara karşı tedbir isteyen, adeta üstü açık fabrikadır.
Bu kadar alınteri döken üreticilerimizin emeklerinin karşılığını alması en büyük dileğim.
Her ürün hasat edildiğinde piyasa fiyatı nispeten daha ucuz olup ( ürün arzı yüksek ) satış çoğaldıkça o ürün azalır ve fiyatı artar.
( ürün arzı azalınca)
Son senelerde bu işlem değişti.
Ürün arzı azalmış sezon Sonu fiyatlar en yüksekte kapanmış.
Yeni ürün çıkıyor tuhaf olan kapanıştaki fiyatla satış başlıyor.
Sebze, meyve fiyatlarının köpük fiyat yapıp yüksekten seyir etmesinin sebebinin ayrı kategoride incelenmesi lazım.
Ürün tarlada hasat edildiğinden sonra değil, tarla sürülüp, tohumla birlikte tüm üretim ve pazarlama safhası incelenirse hakiki fiyatlar. Kimler haksız kazanç alıyor, kimler tefeci, hangi büyük zincirler nasıl çalışıyor tamamı ortaya bir dökülsün halletmesi o zaman Ticaret Bakanlığı için kolay olur.
Sayın Cumhurbaşkanımız bugün çarşı pazar fiyatıyla ilgili bir sistemin uygulanacağını ifade etti.
Bu üretilen malın ambalajında imalatçı, paketleyen veya piyasaya süren tarafından mal üzerine satış fiyatı yazma zorunluluğu getirilecek dedi.
Birçok üründe faydalı olur. Ancak sebze meyve gibi buna benzer paketlenmeden satılabilen ürünlerde uygulanamaz.
Anladığım kadarı ile Bakanlık bu konularda çalışıyor.
Hem cezalar hem de yetkiler artırılacak.
Burada benim anlamadığım , ülkemizde TV. lerde konuşan Tüketici Dernek STK temsilcileri var.
Bunların tamamı etkisiz eleman ve STK.
Aslında En Büyük Güç
Tüketiciler Temsilcisi olmalı.
Bakanlıktaki toplantılarda, TBMM de komisyonlarda seksenbeş milyonu hakkıyla temsil etmeliler ve Bu toplantılara aynı sendika temsilcileri gibi katılmalılar. Katkı koyabilmeliler.
Hatta mali yapıları satış zincirindekilerden, marketçilerden, parakenteciler birliğinden alınan kanuni fonla sağlanabilmeli.
Devletimiz ve tüketici olan hepimiz adına yetkili olarak taraf olabilmeliler.
Tüm Türkiye’de etkin boykot veya yasal yollardan uğraşabilmeliler.
Çözüm önerileri hakkında çok uzun yazabilirim fakat halkımızı direk ilgilendirmediği için bu kadarla yetiniyorum.
Ülkemizde gelir dağılımı ayni oranda tabiiki değil. Zaten eşit olsun diyende yok.
Ama sebze ,meyve,et,süt,peynir,ekmek ve buna benzerleri temel gıdalar her vatandaşın evine girmesi gerekli olanlar.Ayni ürüne her vatandaş muhtaç.
Gelirine göre kimi az, kimi çok , kimi de yok alabiliyor.
Girdi maliyeti vs.Ürün yüksek fiyata mal oluyor.Deniyor.
Bu doğru.Kabul edelim .
Örnek;Ürün maliyeti
10₺ olsun masrafı.aracı vb.masrafları + kar
18 ₺ satılması gerekirken 29.90₺ satılıyorsa itirazımız buna.
Sorun satış fiyatlarının , hakettiği fiyatının üstünde olması.
Haksız kazanç karşısında ,vatandaşın aldatılması ve devletin de hak ettiği vergisini alamaması…..
Bunun da kontrol yetkisi ve yapılması için görevli olanların görevini yapıp gerçekle vatandaşı yüzyüze getirmemesinde.
Bu durumda zincirin halkaları olan herkes birbirini suçluyor.
Hükümetimizin artık bu sorunu çözebileceğine inanıyorum.
TUĞRUL YEMİŞCİ
24.04.2024 İzmir
Ak Parti 23. D
İzmir Milletvekili