Bayramlarda fazla kalabalık yerler, artan trafik vb nedenlerden pek gezmeyi tercih etmiyordum.
Bu bayram kuralı bozduk. Arife gününden önce tatil için Eşim ile birlikte Datça’yı seçtik.
Rahat gidişimiz ,düzgün çift yollar ,otoyol ve az trafik sayesinde güzel geçti.
Neden Datça?
En son kırk yıl önce gittiğim yer nasıl olmuş.Merak ettim ve son yıllarda ismini çokça duyurması da ayrı sebep olabilir.
Badem , Bal ,Salep, Kekik ,elma yağı Denizi , Balığı ile meşhur olmuş bir ilçemiz.
Ticari ilişkilerimiz o bölge ile Babamın zamanından yaklaşık yetmiş yıldan önce başlamış.Köyleri Bu saydığım ürünlerin üretildiği yerlerdi.
Ürünleri köylerden toplayıp getiren ticaret insanları vardı.
Son yıllardaki yazlık ve turizm yapılaşması Datça ve köylerinide etkilemiş.
Yoğun nüfus artışı birçok özgün yeri yozlaştırmış.
Kaldığım otel ,temiz rahat ve şahane manzaralıydı.
Bu kısa tatilden hakikaten keyif aldık.
Dönüşte o güzelim seralardan geçerken klasik çiçek ve sarmaşık merakımızı da giderdik.
Çeşme için aldıklarımız zaten orada da vardı.Ama bize bu gördüklerimiz daha güzel ve hesaplı geldi gibi.
Datça’dan Marmaris’e kadar nispeten az trafikte geldik.
Ancak Marmaris’i çıkarken sanki şehir içi gibi karayolundaydık. Karşıdan gelen şeritlerde trafik yoğun ve dur kalk giden bir akış vardı.
Muğla devamı nerdeyse Çine’ye kadar böyleydi.
Aydın otoyoluna girdik trafik akıcı ve çok yoğundu.
Buca /Kaynaklardan çevre yoluna girdik şaşırdım.Çeşme istikameti çevre yolunu Balçova’ya kadar yarım saatte geldim.
Çeşme girişi yol kapanmış diyorlardı.
Bu kadar geniş niye yazdım?
Ülkemizde birçok kişi ve kesimin bu Bayram maddi sıkıntı içersinde olduğu bir gerçek.
Gözden kaçırılan veya algıya yenik düşen bir hakikatinde bu olmadığını da gözlemledim.
Yollarda da sırf lüks arabalar gitmiyordu.Köylerde tercih edilen eski araçlar dahil değeri daha makul olan orta gelir gurubunun tercih ettiği araçlar çoğunluktaydı.
Bu tespitimi niye yazdım?
Bu yolları yapmaya ne gerek var. Bu köprüleri yapmaya ne gerek var…
Müteahhitler yandaşlar para kazansın, zengin araçları geçsin diye yapıyorsunuz diyenler hep var ya. İşte onların bilmem kulakları çınlar mu?
Gördüklerimin aslında sevinilecek olan tarafı var.
Vatandaşın bankada parası bir milyonun üstünde olanlarının sayısı geçmiş yıllara göre altı kat artmış.(BDDK raporu) araç sayısı, artan refah düzeyi, orta ve üstündeki gelir sahibi oranının çoğaldığı gözle görülmekte.
Yiyecek içecek, konaklanacak yerler yollar, adeta insan seli. Doluluk oranları rekor kırmış.
Tabii ki 85 milyonda bu düzey gelirde olan sayısı yeterli mi? Diyebilirsiniz. Asla yetmez .
Asıl olan gelir dağılımdaki oranların daha adaletli olması gerçeğidir.
Kişi başı milli gelirden daha az gelir alanlar gurubuna girenlerin sayısı azalmalıdır.
Orta gelir düzeyi ile yüksek gelir düzeyindeki vatandaş sayısında eskisine göre oran daha da çoğalmalıdır. vatandaşlarımızın refahı için
Adil vergi sistemi olmalıdır.
Az kazanandan az , çok kazanandan çok, vergi alınmalı prensibi tabii ki doğru da bizde uygulaması eksik.
Az kazanan az vergi veren veya hatta hiç vermeyen kesim, çalışan nüfusun daha büyük kesimi.
Küçük esnaf statüsünde olan vergiden muaf olan hakikaten vergi alınmaması icap edenler mi.Yoksa milyonların üzerinde ciro yapıp da hiç vergi vermeyenler mi?
Buna yol açan devletin bazı istisna yasaları ve vatandaşın vergi vermeme alışkanlığı nedendir.
Tek tek burada meslekleri sıralamam doğru olmaz. İddia ediyorum adet olarak vergi ziyanına sebep olanların adedi tahminlerden fazla.
Gelelim çok kazanana.
Onların içinde de büyük kesimi , vergi verme yerine, yasal yollardan nasıl vermeyebilirizi iyi bilenlerdir, bulanlardır.
Türkiye’mizin gelir vergisi kaybı çok büyük.
Geriye ,en kolay alınan ve bütçede devamlı doğru tahsilatı yapılan DOLAYLI VERGİLER oluyor.
Böylece bu ürünleri kullananlar içinde dar gelirli kesim ile emekliler en fazla zarar görenler oluyor.
Bu vergi türünde ( dolaylı vergi) kaçakçılık yok denecek kadar az.
Maliye bürokrasisi de bunu tahsilat kolaylığından tercih ediyor.
“Bu vergiyi ürünü kullanan veriyor, onun için daha adil diye savunanda var”
Fakat herkesin budevirde kullanmadan yapamayacağı ürünler bunlar.
Akaryakıt, enerji, KDV, sigara ,alkol , cep telefonu vb.
Aslında maaşa zamdan evvel paranın satın alma değerinin enflasyona ezdirilmemesi gerek.
Dolayısı ile dar gelirlinin bu şekilde geçim sıkıntısına biraz çare bulunmuş olur.
Hükümet, yerli ve yabancı ekonomistlerin beklentisi , yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşme trendinin daha da belirginleşeceğidir.
Türkiye’mizin son yıllardaki ekonomik krizlerden çıkarken yaşadığı bu sürecin içinde durgunluk (stafligasyon) yaşamaması büyük başarıdır.
Şayet bunu başarmasaydı; İstihdam sorunu çok artacak, piyasadaki durgunluk birçok esnafın, tüccarın kepenk kapatması ile neticelenecekti.
Hem büyümenin , hem de ihracatın devamlılığı ve yükselişi oldu.
Zaten bu durumu daha önceden hükümet , politikamız diye açıkladı ve gerçekleştirdi.
Şimdi diğer vaadi olan enflasyonun aşağı çekilmesini gerçekleştirmesini,
Yılın sonuna doğru belirgin düşüş içinde olduğunu görmek istiyoruz.
Yaşadığımız yüzyıl içersinde ülkemiz ne ekonomik sıkıntıları atlattı.
Altyapısını tamamlanmış, Üretim becerisi ve ihracatını devamlı artırmış, hala dinamik genç nüfusa sahip ,ARGE’ye gerekli desteği vermeyi devamlı artırmış Türkiye’mizin önü açıktır.
Ben iyimserim.
İstenilen şey ise para ile değil gönül ile olan eksik kalandır.
Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman söylüyor.
Diri olalım, iri olalım hep birlikte Türkiye olalım.
Birlik ,beraberlik kardeşlik içinde olalım.
Aşamayacağımız engel yoktur.