DOLAR
45,1488
EURO
53,0107
ALTIN
6.720,53
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Açık
26°C
İzmir
26°C
Açık
Perşembe Az Bulutlu
26°C
Cuma Az Bulutlu
17°C
Cumartesi Az Bulutlu
17°C
Pazar Yağmurlu
13°C

Sandık ne diyor?

02.04.2024 13:49
A+
A-

Nihayet yerel seçimler de tamamlandı. Seçim yorgunu seçmen, kararını verdi. Münferit bir iki olay dışında bu seçim de sorunsuz atlatıldı. Halk temsilcilerinin seçimi sayılan bu seçimde de seçmenin önemi ortaya çıktı. (Bakıyorum da bu dönem seçimlere laf eden yok. Her zaman olduğu gibi seçim demokratik şekilde yapıldı. Santrale kedi girmedi!..)

Seçmen bu kez de tarttı, biçti, oyunu verdi. Türkiye’nin hayrına olacak bir sonuç diye düşünüyorum. İktidara da, muhalefete de sandık mesajını verdi. 1 Nisan günü sandığın şaka yapmadığını anladık.

En dikkat çeken nokta; 2019’a göre sandığa gitmeyen çoktu. Yüzde 78 dolaylarında bir katılım düşük bulundu. Yani seçmen sandığa gitmeyerek de aslında mesaj verdi. En çok AK Parti seçmeni gitmedi.

Diğer dikkat çeken önemli nokta; sandık sonuçları. AK Parti’nin oyları yüzde 35’lere kadar düşerken, CHP’nin yüzde 37’ler civarında aldığı oyla birinci çıkmasıydı.

Bir yazımda siyaset ve siyasetçiden sonra seçmenin de savrulduğuna dikkat çekerken, aslında sandık sonuçlarının 1 Nisan’ı işaret ettiğimizi doğruluyordu. Yani bir zarftan 2-3 partiye oy çıkıyorsa yüzdeleri de buna göre okumak gerekiyor.

Ancak, şu soruları soramadan edemiyorum;

2019’a 2023’ün 14 ve 28 Mayıs sonuçlarına, artan seçmen sayısına baktığımızda bu oylar nereye gitti?

Özellikle İYİ Parti ve DEM’in bu oyları gerçek oyları olamaz. Sıfır virgüllü partileri hesaba katmıyorum. Yeniden Refah Partisi ne ara, ne yaptı yüzde 4’leri aşan bir orana ulaştı?

Sandığa iştirak az; CHP birinci çıkmış ama oranı yüzde 37 küsur; İP ve DEM bu oyu almış olamaz. AK Parti’ye küsenler CHP’ye pek oy atmaz. (Az da olsa atanın olduğunu düşünüyorum.) İP ve DEM oylarından bir bölümü CHP’ye gitti. AK Parti’ye kızan bir miktar seçmen YRP’ye oy verdi.

Seçmen öyle bir denge kurmuş ki; AK Parti’nin oyunu düşürmüş, az da olsa CHP’nin oyunu artırmış. İki partiye de uyarıda bulunmuş; -AK Parti kendini toplarsa tekrar oyumu ona atarım. CHP’de seni yerelde test edeceğim. İyi gidersen, iktidar bile yapabilirim.-

CHP, özellikle Özgür Özel, sanmasın ki, kendileri bu oyu aldı. Öyle düşünürlerse ilk seçimde bunun öyle olmadığını anlarlar. Kurultay geçeli 6 ay olmuş. Bu süre zarfında Özel ne yaptı da oyları arttı? Ön seçim sözünü bile yiyen bir lider değişim diyerek başkan adaylarını değiştirerek mi önemli bir şey yaptı? Kemal Kılıçdaroğlu’na tepkili CHP seçmeni yeni liderlerini görmek istiyor.

İstanbul’u İmamoğlu, Ankara’yı Yavaş dizayn etti. Özel, adaylara karışamadı. İzmir’de istediği oldu ama, seçim kampanyasını nerede ise bu şehirde geçirdi. İstanbul ve Ankara oyunu yüzde 50’nin üstüne taşırken CHP kalesi İzmir’de büyükşehir adayı kazansa da yüzde 50’nin altında kaldı. Bu durum da Özel’in önüne gelecektir.

Siyaset halkta başlıyor ve sandıkla halkta bitiyor. Halka rağmen sonuç almak ancak, diktatörlükle yönetilen yerlerde görülür. Bu hususları dikkate alması gereken AK Parti ve CHP’nin önünde önemli bir sınavları var. İktidar kısa sürede ekonomiyi düzeltmezse, erken seçim gelir. Muhalefet zafer sarhoşluğunu rehavete dönüştürür, yerel seçim öncesi verdiği vaatleri yerine getirmezse, kendisine verilen krediyi geri teslim etmek durumunda bırakılır.

Özellikle iki parti; AK Parti ve CHP, parti içi demokrasiye, teşkilatlarına, kadrolarına çeki düzen vermezse, siyaset boşluk bırakmaz, yerlerini başka partiler alıverir. Zaten Türkiye’nin iki partili döneme yolculuk yaptığı konuşuluyor. Belki bir de buçuk parti olabilir.

Not. İzmir özelindeki yazımı bilerek bekletiyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.