
İzmir’de 12 Şubat gecesi başlayan ve sabah saatlerinde etkisini artıran sağanak yağış, barajlara nefes olurken kent yaşamını yine felç etti. İşe, okula ve hastaneye gitmeye çalışan vatandaşlar su birikintileriyle dolu sokaklarda zor anlar yaşadı; sürücüler trafikte güçlükle ilerledi, toplu taşımada ise gecikmeler yaşandı.
Karşıyaka, Gaziemir, Buca ve Bayraklı başta olmak üzere birçok ilçede yollar göle dönerken, ana arterlerde trafik yoğunluğu arttı. Meteoroloji’nin günler öncesinden yaptığı sarı kodlu uyarıya rağmen, her yağışta tekrar eden manzara bu kez de değişmedi. Kentin farklı noktalarında oluşan su birikintileri, altyapı kapasitesine ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre son 12 saatte Narlıdere’de metrekareye 51,4 kilogram yağış düştü. Gaziemir’de 40,6 kilogram, Urla’da 34,3 kilogram, Buca’da 31,4 kilogram, Menderes’te 31,1 kilogram yağış ölçüldü. İzmir merkezde ise bu rakam 18,1 kilogram olarak kaydedildi. Uzmanlara göre bu değerler kuvvetli sağanak kategorisinde yer alsa da, İzmir’in geçmişte benzer ve daha yüksek yağış miktarlarını da gördüğü biliniyor.
Büyükşehir Belediyesi ekipleri sahada yoğun mesai yürüttüklerini açıklarken, alçak kesimler ve dere yataklarında yaşayan vatandaşlara dikkatli olmaları çağrısı yapıldı. Zorunlu olmadıkça trafiğe çıkılmaması istendi ve olası su baskınlarının 153 ve 185 çağrı merkezlerine bildirilmesi gerektiği duyuruldu.
Ancak her yağışta yinelenen “zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın” uyarıları, özellikle sabah saatlerinde işe ve okula gitmek zorunda olan binlerce kişi için pratik bir karşılık bulmuyor. Kentin hızla büyüyen nüfusu ve artan betonlaşma karşısında yağmur suyu drenaj sistemlerinin yeterliliği bir kez daha tartışma konusu oldu.
Yağışlar baraj doluluk oranlarına olumlu yansırken, kent içi altyapının sınavı da her sağanakta yeniden veriliyor. İzmir’de soru artık şu: Sorun yalnızca yağışın şiddeti mi, yoksa yıllardır ertelenen altyapı yatırımları mı?
