
Analiz- Editörün kaleminden
İzmir’de son yağmurlar bir kez daha acı bir gerçeği yüzümüze vurdu.
Özellikle de Buca’da yaşanan manzara ne yazık ki sürpriz değildi. Sokaklar göle döndü, evleri ve iş yerlerini su bastı, araçlar yollarda kaldı.
Vatandaş için bu bir doğa olayı değil, yıllardır çözülmeyen altyapı sorunlarının tekrar eden sonucuydu.
Ancak yağmur dindikten sonra ortaya çıkan tablo, sahadaki gerçeklerden çok farklıydı. Belediye bültenleri ve resmi sosyal medya hesapları adeta aynı dili konuştu: “Afet”, “olağanüstü yağış”, “vatandaşımızın yanındayız”, “yaraları sarıyoruz” … Görüntülerde ise sahaya inmiş belediye başkanları, ayağında çizmeler, objektiflere verilen pozlar.
Elbette yağmur bir doğa olayıdır. Ancak her yağışı afet olarak tanımlamak, asıl soruyu perdelemekten başka bir işe yaramıyor: Bu kentte altyapı neden hâlâ yetersiz? Aynı sokaklar neden her kuvvetli yağışta aynı manzarayı yaşıyor?
Yağmuru “afet” ilan etmek, yaşananların sorumluluğunu gökyüzüne havale etmenin en kolay yolu. Oysa afet dediğiniz şey, öngörülemez ve olağanüstü koşullardır. İzmir’de ise sorun tam tersine fazlasıyla öngörülebilir. Meteoroloji günler öncesinden uyarıyor, vatandaş yağmurun geleceğini biliyor ama altyapı yine hazırlıksız yakalanıyor.
Sosyal medyada dolaşan görüntüler, belediye bültenlerinin parlatılmış cümleleriyle taban tabana zıt. Bir yanda diz boyu suda yürümeye çalışan vatandaşlar, evinden kovalarla su boşaltan esnaf, mahsur kalan çocuklar… Diğer yanda kameralara poz veren, “sahadayız” mesajları.
Vatandaş artık bu sahnelere yabancı değil. Çizme giyip suyun içine girmek, sorunu çözmüyor. Asıl mesele, o suyun neden her seferinde aynı mahallelerde biriktiği. O sorunun cevabı ise bültenlerde yok. Sarı çizmeler Phuket skandalını örtmeye yetmiyor!
Eskiden belediye bültenleri gerçeğin tek kaynağıydı. Bugün öyle değil. Artık her vatandaşın cebinde bir kamera var. Çekilen görüntüler saniyeler içinde sosyal medyaya düşüyor ve resmi anlatıyı doğrudan yalanlıyor.
Bir yanda “kontrol altına alındı” açıklamaları yapılırken, diğer yanda canlı yayınlarla sular altında kalan sokaklar görülüyor. İşte bu yüzden algı yönetimi eskisi kadar kolay değil. Gerçek, filtresiz bir şekilde ekranlara yansıyor.
İzmir’in ihtiyacı yeni bir söylem değil, dürüst bir yüzleşme. Altyapı yetersizse bunu kabul etmek, eksikleri açıkça anlatmak ve somut bir takvim ortaya koymak gerekiyor. Vatandaş, her yağmurda aynı cümleleri duymaktan yoruldu.
Yağmur geçer, su çekilir. Ama güven kaybı kolay onarılmaz. Belediye bültenleri gerçeği parlatmak için değil, gerçeği anlatmak için kullanıldığında anlamlıdır. Aksi halde, vatandaşın cep telefonuyla çektiği görüntüler, o bültenleri her seferinde boşa düşürmeye devam eder.
Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!