
“Geçmişte Hata Aramak Çözüm Değil, Arabuluculukla Uzlaşma Sağlanmalı”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işçilerin başlattığı grev 5. gününe girerken, önceki dönem Belediye Başkanı Tunç Soyer sosyal medya hesabından dikkat çekici bir açıklama yaptı. Soyer, kendi döneminde imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’nin (TİS) grevin gerekçesi olarak gösterilmesini eleştirerek, hem sürecin arka planını hem de çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı.
Soyer, yerel seçimlere beş gün kala, 5.800 işçiyi kapsayan TİS’in, birçok belediye başkan adayı tarafından olumlu karşılandığını ve bu nedenle hızla imzalandığını ifade etti. Söz konusu sözleşmenin, yeni yönetime yük değil, katkı sunmak amacıyla ve SODEMSEN’in arabuluculuğunda mutabakatla hayata geçirildiğini belirtti.
“O dönemde tüm adaylar sözleşmenin pozitif katkı sağlayacağını net bir şekilde dile getiriyordu. Biz de, mevcut koşullarda belediyeyi zorlamayacak ama işçiyi koruyacak şekilde anlaşmaya vardık.”
Soyer ayrıca, imzalanan sözleşmedeki ücret skalasının, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı diğer iştiraklerde de örnek alındığını hatırlattı.
TİS’le ilgili eleştirilerin bir diğer boyutu olan yevmiye farkına da değinen Soyer, farkın temel nedeninin yüksek enflasyon olduğunu vurguladı. Belediye mevzuatına göre personel giderlerinin toplam bütçenin %30’unu geçemeyeceğini hatırlatan Soyer, bu oranın altında kalındığını söyledi.
Ayrıca kamuoyunda tartışma konusu olan “işe devam primi”ne de açıklık getirdi:
“Bu prim, benim dönemimde getirilmiş bir ödeme değildir. Önceki yıllarda yapılan TİS’lerde zaten var olan ve çalışana verilmekte olan ücretin ‘sosyal haklar’ başlığı altına alınmış halidir.”
Tunç Soyer, 5 yıllık görev süresi boyunca tüm toplu sözleşmelerde “eşit işe eşit ücret” ilkesine sadık kaldığını söyledi. Bu yaklaşımın, iş barışının ve çalışma huzurunun temelini oluşturduğunu belirtti:
“Refah içinde, adil bir iş düzeni olmadan örnek bir şehir olunamaz. Bu ilkeyi sonuna kadar savundum.”
Soyer’e göre İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bugün yaşadığı mali sıkıntıların nedeni, ne geçmiş dönem TİS’leri ne de personel alımları. Asıl neden, merkezi hükümetin uyguladığı ödenek kesintileri.
“Uluslararası kredi kuruluşu Fitch’in AAA notu verdiği belediyemizin, 2 Eylül 2024’e kadar ödenemeyecek bir borcu yoktu. Ayrıca son dönemde ‘binlerce kişi işe alındı’ söylemi de gerçeği yansıtmamaktadır.”
Soyer, giderek tırmanan krizin çözümünde geçmişe dönük suçlamalar yerine, yapıcı ve pratik bir çözüm modeli önerdi. Tarafların doğrudan değil, ortak uzlaşmayla belirlenecek bir arabulucu vasıtasıyla iletişim kurması gerektiğini savundu.
“Bu yöntemle ancak taraflar yeniden masaya oturabilir. Hem sendikal haklar hem de İzmir’in kurumsal itibarı bu yolla korunabilir.”
Soyer, eşit işe eşit ücret ilkesinin hemen hayata geçirilemese bile, bu hedeften vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Sefalette değil, refahta eşitliği hedef alırsak; işçiler de yönetim de İzmirli de huzura kavuşur.”